• Bilindiği gibi 7036 sayılı kanunun uygulanmasıyla beraber işe iade davası da zorunlu arabuluculuk sürecine dahil edilmiştir.
  • Eskiden, işçiler iş sözleşmelerinin feshedildiğini öğrendikten itibaren 30 gün içerisinde işe iade davası açmak zorundaydı. Yeni düzende ise işçilerin 30 gün içerisinde arabulucuya başvurmaları gereklidir. Arabuluculuk görüşmeleri müddetince dava açma süresi işlemeyecektir. Dava açma süresi 15 günden az kaldı ise, süre 15 güne tamamlanacaktır.
  • Küçük bir nüanstan bahsetmekte fayda var. Eğer işçinin çalıştığı işveren alt işveren ise işçi tazminat davalarından farklı olarak asıl işvereni de sürece dahil etmek zorundadır. Aksi takdirde davalar red olabilmektedir.
  • Bu uygulamanın kaynağı ise 7036 Sayılı Kanunun 3. Maddesinin 15. fıkrası.

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde işe iade talebiyle arabulucuya
başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine
birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması aranır.

  • İlgili maddenin gerekçesinde ;
    • Öte yandan, 4857 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarına göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerli olup olmadığı veya muvazaaya dayanıp dayanmadığı konusunda yapılması gereken yargısal denetim, ilişkinin taraflarının, yani asıl işveren ve alt işverenin davada yer almalarını, kendi hukuklarını koruyacak açıklamaları yapmalarım ve iddialarıyla ilgili olarak ispat haklarını kullanmalarını zorunlu kılmaktadır. Aksi takdirde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ile 6100 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde öngörülen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık gündeme gelebilecektir. Dolayısıyla asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu durumlarda, işe iade davalarına özgü olarak, davalı taraf yönünden mecburi dava arkadaşlığının var olduğunun kabulü gerekir. Bu sebeple Tasarıda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı halinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması aranmaktadır. Bu düzenleme ile, hem işçi hem de işveren tarafının haklarının ve çıkarlarının daha iyi bir şekilde korunması amaçlanmaktadır.

Yukarıda yer alan ve bir çok Bölge Adliye Mahkemesi Kararı’nda geçen haliyle İşe İade Davalarında alt işveren ve asıl işveren ilişkilerinin varlığı halinde tüm iş verenlerin sürece dahil edilmesi, işçiler açısından hak kaybına uğramamak adına önemli görünmektedir.

Ancak madde gerekçesinde ve madde metninde alt işveren ve asıl işverenlerin arabuluculuk sürecindeki anlaşma iradesine yönelik olduğu görülmektedir. İlgili maddenin uygulanış biçimi, bizce iş yargısının temeli olan çabukluk, basitlik emredicilik, zayıfın korunması ve ucuzluk ilkelerinin dikkate alındığı, arabuluculuğun bu ilkeler doğrultusunda yürütülmesi amaçlandığı
gerekçesi ile de örtüşmez. İşverenin tespiti konusunda anlaşmama iradesi ortaya konulduktan sonra asıl iş verenin sürece dahil edilmemiş olmasının işçi aleyhine yorulması mümkün olmamalıdır.

Nitekim Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinin 6. Hukuk Dairesi’nin 2019/ 570 E. ve 2019/ 1808 K. sayılı ilamı bu niteliktedir.

Sonuç olarak, mevcut ve yaygın uygulama şimdilik işe iade davaları özelinde olmak üzere alt işveren ve asıl işveren arasında zorunlu dava arkadaşlığının olduğunun kabulüdür. Bu nedenle işçilerin mağdur olmamak adına başvurularına asıl işvereni de dahil etmeleri doğru olacaktır.