miras

Miras Sözleşmesi ve Vasiyetname

Ölüme bağlı tasarruf, sonuçlarını yapanın ölümünden sonra doğuracak olan ve kişinin son
arzularını içeren bir hukuki işlemdir. Maddi ve şekli anlamda olmak üzere iki farklı başlıkta
incelenebilecek olan bu kavram maddi anlamda kişinin son dileklerini, vasiyetname veya
miras sözleşmesinin içinde yer alanları (mirasçı atama, belirli mal bırakma vb.) anlatmak
amacına hizmet ederken şekli anlamda ölüme bağlı tasarruf ifadesi, işlemi belirtmek için
kullanılır. Kanunumuz “numerus clausus” prensibi hakimiyetinde miras sözleşmesi ve
vasiyetname olmak üzere iki işlem belirlemiştir. Bunlar dışında başka ölüme bağlı tasarruf
şekillerine başvurulamayacaktır. Ölüme bağlı tasarruf ile ilgili bir diğer önemli bilgi ise bu
hukuki işlemlerin mutlak şekilde kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğudur. Konusunu ve lehtarını
bizzat miras bırakanın kendisi belirlemelidir, işlemleri bir temsilci vasıtasıyla
yapamayacaktır.


Kişinin ayrıca ölüme bağlı tasarruf yapma ehliyetine sahip olması da gerekir. Ehliyet
durumu miras sözleşmesi ve vasiyetname için değişmektedir. Söz konusu başlıklarda bundan
bahsedecek olmamızla birlikte eğer ölüme bağlı tasarruf yapan kişi ehliyeti olmadan
tasarrufta bulunmuşsa, iptal mümkündür. Burada dikkat edilmesi gereken detay şudur ki
kendiliğinden hükümsüzlük meydana gelmeyecek, tasarrufun iptalinde menfaati olan mirasçı
veya vasiyet alacaklısı süresi içinde iptal davası açabileceklerdir. Söz konusu süre davacının
tasarrufu, iptal sebebini ve hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl, her halde
vasiyetnamenin açılma veya mirasın geçme tarihinden itibaren iyiniyetli davalılara karşı 10,
iyiniyetli olmayan davalılara karşı ise 20 yıl şeklinde kabul edilmektedir.


Ehliyetsizlik halinde kendiliğinden geçersiz sayılmak yerine iptalinin talebinin olması
karşılığında harekete geçilmesi miras hukukunun “favor testamenti” ilkesi ile olan bağından
gelmektedir. Ölüme bağlı tasarruflar ölenin son dileklerini içermesi ve geçersiz işlemin, işlem
sahibi tarafından öldükten sonra tekrar gerçekleştirilemeyecek olması sebebiyle mümkün
oldukça ayakta tutulmaya çalışılacaktır.

Miras Sözleşmesi:

Vasiyetçi ile yapılan ölüme bağlı bir sözleşmedir. Sözleşme
olmasının doğal bir sonucu olarak iki taraflı bir irade açıklaması şeklinde karşımıza
çıkmaktadır. Taraflardan en az biri, diğeri veya 3. bir kişiye mirasını ya da belirli bir malını
bırakma yükümlülüğü altına girmektedir. Burada bir sözleşmenin varlığından bahsedildiği
için ileride de değineceğimiz vasiyetnamelerden önemli bir fark olarak miras sözleşmesinden tek taraflı dönme kural olarak mümkün değildir. Fakat vasiyetçinin 3. kişi yararına da mirasçı
ataması veya vasiyet tasarruflarında bulunması durumunda sözleşmenin karşı tarafının, 3.
kişiye yapılan kazandırmada bir çıkarı ve bu kazandırmaya bir güveni varsa mirasbırakan
kazandırmadan serbestçe dönemezken eğer sözleşmesinin karşı tarafının, 3. kişiye yapılan
kazandırmadan böyle bir çıkarı bulunmuyorsa mirasbırakan söz konusu kazandırmadan
serbestçe, tek taraflı olarak dönebilecektir.Miras sözleşmeleri kendi içinde farklı başlıklara
ayrılmaktadır:

Olumlu ve Olumsuz Miras Sözleşmeleri, bu ayrım miras sözleşmesinin konusu açısından
önem taşımaktadır. Olumlu miras sözleşmeleri mirasçı atama, kişi lehine mal vasiyeti
yapma vs. işlemlerini kapsar ve kanunumuz genel olarak “miras sözleşmesi” terimini bu tip
işlemler için kullanır.
Olumsuz miras sözleşmeleri ise “mirastan feragat sözleşmeleri” olarak isimlendirilir
ve kişinin miras hakkından vazgeçmesine ilişkindir.

• Bir Taraflı ve İki Taraflı Miras Sözleşmeleri, İki taraflı miras sözleşmesi denildiğinde
sözleşmenin taraflarının karşılıklı olarak ölüme bağlı tasarrufta bulunduğu anlaşılmalıdır.
Genelde eşler arası tercih edilen bir yöntemdir.


Bir taraflı miras sözleşmesi ise taraflardan sadece birisinin ölüme bağlı tasarruf
yaptığını belirtmektedir. Bir taraflı miras sözleşmeleri de kendi aralarında ivazlı ve ivazsız
olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İvazlı bir taraflı miras sözleşmelerinde ölüme bağlı tasarruf
yapmamış olan diğer taraf vasiyetçiye karşı sağlararası bir borç altına girmekteyken ivazsız
bir taraflı miras sözleşmelerinde ölüme bağlı tasarruf yapmamış olan karşı taraf herhangi bir
borç altına girmemektedir.


Miras sözleşmelerinde ehliyet durumu da vasiyetnamelerden farklıdır. Burada bir borç
altına girme söz konusu olduğu için daha sıkı ehliyet koşulları aranmıştır. Kişinin ergin,
ayırtım gücüne sahip olması yanında kısıtlı olmaması koşulları sağlanıyorsa miras sözleşmesi
yapma ehliyeti bulunduğu kabul edilmektedir. Söz konusu fiil ehliyeti şartları miras
sözleşmesinin ölüme bağlı tasarrufta bulunan tarafı için aranmaktayken, ölüme bağlı tasarrufta bulunmayan taraf için genel ehliyet şartları yeterlidir.


Miras sözleşmeleri yazının devamında bahsedecek olduğumuz “Resmi Vasiyetname”
şeklinde yapılır.

Temsil veya vekaletin geçerli olmadığı bu türde, kişi miras sözleşmesini bizzat
kendisi yapmak zorundadır. Tek taraflı miras sözleşmeleri için bu konuda izlenen düzenleme
bazı farklılıklar göstermektedir. Tek taraflı ve ivazsız miras sözleşmesinde ölüme bağlı
tasarrufta bulunmayan karşı tarafın ayırt etme gücünün olması yeterlidir çünkü kişi burada herhangi bir borç altına girmemektedir. Tek taraflı ivazlı miras sözleşmelerinde ise ayırt etme
gücünün yanında yasal temsilci izni bulunması ile bu sözleşmeye taraf olmak mümkündür.
Miras sözleşmelerinde hükümsüzlük hali eğer vasiyetçi hayattaysa her iki tarafça ileri
sürülebilecekken böyle bir durum gerçekleşmemiş ise kişinin ölümünden sonra batıllıktan söz
etmek mümkün olmayacaktır. Ancak iptali takip ve dava olunabilecektir.

Vasiyetname:

Tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruf şeklidir. Mirasbırakanın bu yöndeki
irade beyanının bulunması yeterlidir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi miras sözleşmesinden
farklı olarak bu durumda kişi vasiyetinden serbestçe dönebilecektir. Vasiyetnamenin beklenen
sonuçları doğurabilmesi için kişinin gerekli ehliyete sahip olması da önem taşımaktadır.
Burada bahsettiğimiz ehliyet, miras sözleşmesinde olduğu kadar geniş bir kapsama sahip
değildir. Kişinin ayırt etme gücünün varlığı ve 15 yaşını doldurmuş olması yeterli olacaktır.
Kişiye sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle bu hak başkasına devredilemez ve kişi tarafından
bizzat kullanılmalıdır.


Belirtmek gerekir ki hukukumuzda iki veya daha fazla kişinin birlikte vasiyetname
yapması olarak tanımlanan “Ortak Vasiyetname” geçerli değildir.
“Numerus clausus” ilkesi çerçevesinde üç çeşit vasiyetname kabul edilmektedir. Bu
çeşitler “Resmi Vasiyetname”, “El Yazılı Vasiyetname” ve “Sözlü Vasiyetname” olarak
karşımıza çıkmaktadır. Daha önceden de bahsetmiş olduğumuz bu ilke gereği sayılan bu üç
vasiyetname dışında başka bir vasiyetname şekli tercih edilemeyecektir.

Resmi Vasiyetname,

Resmi bir memurun katılımıyla düzenleniyor olması nedeniyle bu ismi almıştır. Sulh hakimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli
resmi memur olarak bu vasiyetnamenin düzenlenmesini sağlayabilecektir. Ayrıca iki adet
tanığın bulunması da şarttır.

Resmi memur ve tanıklar için belirlenmiş bazı şartlar şu
şekilde sayılmaktadır:
  • Fiil ehliyetine sahip olmak
  • Ceza mahkemesi kararı ile kamu hizmetinden yasaklı olmamak
  • Okur yazar olmak
  • Miras bırakanın eşi, üst soy veya alt soy kan hısmı, kardeşi ve bu kişilerin eşleri
    olmamak.
    Aksi takdirde vasiyetnamenin şekle aykırılığı nedeniyle iptali istenebilecektir.
    Bu şartlar yanında vasiyetçinin, lehine kazandırma yapabilecek olduğu kişiler için de bazı
    sınırlamalar getirilmiştir. Kazandırma:
  • Resmi vasiyetname düzenlenmesine katılan memur ve tanıklar
  • Bu kişilerin üst soy ve alt soy hısımları, kardeşleri ve eşleri lehine yapılamayacaktır.
    Şartlara uyulmaması halinde tüm vasiyetnameyi kapsamayacak şekilde sadece söz konusu
    bu kazandırmalar iptal edilebilecektir.
    Resmi vasiyetnameler açısından okuma yazma bilenler ve bilmeyenler için iki ayrı
    düzenlenme yolu belirlenmiştir.
    -Okuma Yazma Bilenler, son arzularını resmi memura sözlü ya da yazılı şekilde bildirecek
    ardından resmi memur, kişinin bu bildirilerini kendisi yazacak veya katibine yazdıracaktır.
    Bu işlemden sonra söz konusu belgeyi okuması için mirasbırakana verecektir. Kişi, yazılanlar
    irade ve arzusuna uygunsa imzalayarak resmi memura belgeyi iade edecektir. Kişinin imzası
    kendi elinden çıkmalıdır. Parmak izi, mühür vb. işaretler kullanılması mümkün değildir.
    Resmi memur aldığı belgeye yıl, ay, gün belirtecek şekilde tarih koyup, vasiyetçiden sonra
    kendi el yazısı ile imzalamalıdır. İmzalama sıralaması önemlidir çünkü resmi memurun
    imzası tevsik niteliği taşımaktadır.
    Mirasbırakan tüm bu uygulamalardan sonra vasiyetnameyi okuduğunu ve son
    arzularını içerdiğini resmi memur ile iki tanığın huzurunda beyan edecek, tanıklar da beyanın
    önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanın tasarrufa ehil olduğunu yazarak imzalayacaklardır.
    Bu aşamada vasiyetname içeriğinin tanıklara bildirilmesi zorunlu değildir ki bu durum okuma
    yazma bilmeyenler için tercih edilmiş olan düzenleme yolu ile farklılık göstermektedir.
  • Okuma Yazma Bilmeyenler, belirtmek gerekir ki bu yol sadece okuma yazma
    bilmeyenlere özgü değildir. Okuma yazma bilenler de dilerlerse bu şekilde bir düzenleme
    yapmayı tercih edebilecektir.
    Mirasbırakanın son arzularını resmi memura bildirmesiyle süreç başlayacak,
    ardından memur da vasiyetnameyi düzenleyecektir. Vasiyetnamenin bizzat resmi memur
    tarafından iki tanığın da önünde mirasbırakana okunması gerekmektedir ki yukarıda
    belirttiğimiz vasiyetname içeriğinin tanıklara bildirilme zorunluluğunun olmaması durumu
    burada değişmektedir. Bu işlemden sonra mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını
    içerdiğini beyan edecek ve resmi memur da düzenlemiş olduğu vasiyetnameyi tarih koyarak
    imzalayacaktır.
    Tanıklar ise mirasbırakanın beyanının önlerinde yapıldığı, kişinin tasarrufa ehil
    olduğu, vasiyetnamenin önlerinde ve resmi memur tarafından okunduğu, vasiyetçinin son
    arzularını içerdiği beyanını yazarak ya da yazdırarak imzalayacaktır. Tanıkların beyanları el
    yazısı ile olmak zorunda değilse de imzalarının kendi el yazılarıyla olması şarttır.

Bahsi geçen bu işlemler zincirinde vasiyetçinin, resmi memura başvurup irade ve
arzularını bildirmesinden sonra düzenlemenin belirli bir süre geçmesiyle devam etmesinde sakınca yoksa da resmi memurun vasiyetnameyi, vasiyetçiye okuması ya da vasiyetçinin
kendisinin okumasından sonra yapılacak işlemlerin, işlem birliğini sağlamak amacıyla
kesintisiz devamlılık taşıması önemlidir.
Gerek okuma yazma bilenler gerekse bilmeyenler açısından resmi vasiyetnamenin aslının
resmi mamur tarafından saklanması şarttır.

• El Yazılı Vasiyetname,

Sade ve basit şekil şartları bulunan bu vasiyetname çeşidinde şekil
eksiliği halinde de kendiliğinden hükümsüzlük ortaya çıkmıyor, iptali ise talep ve dava
edilerek mahkeme kararı ile mümkün hale gelebiliyordur.
Faydalarının yanında sakıncaları da bulunan el yazılı vasiyetname, kişinin
vasiyetnamesini gizli tutabilmesi için bir imkan sunarken resmi işlemler kaynaklı
oluşabilecek zaman ve para kaybını da engellemektedir. Kişiye vasiyet serbestliği alınında da
büyük imkanlar sağlamakta olsa bile gerekli koşulları taşımıyor olma ihtimali nedeniyle
iptalinin istenebilme olasılığının yüksekliği, yok edilebilirliğinin kolaylığı, kesin ve
açıklıktan uzak olması olasılıkları da birer sakınca olarak karşımıza çıkmaktadır.
Baştan sona kadar vasiyetçinin el yazısı ile yazılıp en sonunun da vasiyetçi tarafından
imzalanması gerekmektedir. Yapıldığı tarihin yıl, ay, gün olarak belirtilmesi beklense de aynı
günü belirtecek başka ifadelerin kullanılması da yeterli olacaktır (“19.05.2021” yerine “2021
yılının Atatürk’ü Anma, gençlik ve Spor Bayramı günü” gibi).
İmza, mühür veya başka alet ya da imza yerine çarpı kullanılması şeklinde olamayacak
kişinin kendi el yazısı ile tüm metnin sonuna atılacaktır. Eğer herhangi bir eklenti yapılırsa
geçerlilikleri, onların da tarih belirtilerek imzalanmasına bağlıdır. Vasiyetçi dışında başkası
tarafından yapılan eklemeler ise tüm vasiyetnameyi kapsamayacak şekilde hükümsüz
sayılacaktır.


Mirasbırakan tarafından hazırlanan bu vasiyetname notere, sulh hakimliğine veya yetkili
başka bir memura bırakılabilirse de emredici değildir ki kişi öldüğünde vasiyetnamesini
bulanın TMK m.595 gereği vasiyetnameyi sulh hakimine verme yükümlülüğü zaten
bulunmaktadır.

• Sözlü Vasiyetname,

Olağanüstü veya istisnai durumlar için kabul edilmiş bir vasiyetname
çeşididir. Mirasbırakanın yakın ölüm tehlikesi, ulaşım imkansızlığı, hastalık, savaş gibi
olağanüstü hallerde ve bu olağanüstü haller nedeniyle resmi veya el yazılı vasiyetname
yapabilmesinin imkansızlaşmış olması şartı ile tercih edilebilecektir.
Kişinin iki tanık huzurunda, son arzularını sözlü bir şekilde beyan etmesi ve bu kişileri
söz konusu beyanı yazılı belge haline getirmekle görevlendirmesi ile başlayan süreç ya
tanıkların, vasiyetçi beyanını derhal ay, yıl, gün belirterek kendi el yazılarıyla yazıp imzalamaları ve belgeyi vakit geçirmeden sulh veya asliye mahkemesine vermeleri ya da
vasiyetçinin son arzularını yazmadan derhal hakime başvurup, yazıya geçirilmesini
sağlamalarıyla devam edecektir. Her iki durumda da tanıklar, mirasbırakanın vasiyetname
yapmaya ehil olduğunu ve kişinin son arzularını olağanüstü durum içinde kendilerine
anlattığını beyan etmelidir. İki tanığın şahsen ve aynı zamanda hazır bulunması
gerekmektedir.


Tanıklara ilişkin şartlar, “okur yazar olmak” şartı dışında resmi vasiyetname
düzenlenmesindeki tanık şartları ile aynıdır.
Kişi, askerlik hizmetindeyse teğmen ya da daha üst rütbeli bir subay, ülke sınırı dışında
seyreden bir ulaşım aracındaysa aracın sorumlu yöneticisi, bir sağlık kurumunda tedavi
ediliyorsa kurumun en yetkili yöneticisi yukarıda bahsettiğimiz işlemlerdeki hakim yerine
geçecektir.


Sonradan sözlü vasiyetname dışındaki şekillerle vasiyetname yapmak mümkün hale
gelirse, bu tarihten itibaren 1 ay içerisinde sözlü vasiyetname kendiliğinden hükümsüz olacak
ve kişinin diğer vasiyetname türlerinden biriyle yeniden vasiyetname düzenlemesi
gerekecektir.

Stj Av. Mercan Atay